DSÖ Avrupa Direktörü Kluge: “Avrupa bölgesi kalıcı bir kriz içerisinde”

DSÖ Avrupa Direktörü Kluge: “Avrupa bölgesi kalıcı bir kriz içerisinde”

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Henri P. Kluge, 27 Eylül 2022 tarihinde Kopenhag’da yaptığı değerlendirme toplantısında;, “DSÖ Avrupa bölgesinin pandemi, iklim değişikliği ve Ukrayna savaşının çok ötesine uzanan bir ‘kalıcı kriz’ içinde olduğunu” söyledi.

Kluge, Kopenhag’da düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, “Yüzyılı aşkın bir süredir Avrupa bir dizi büyük krizle mücadele ediyor. Ancak son yıllarda, birbirine bağlı dünyamızda her zamankinden daha hızlı yayılan, iklim değişikliği ve ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklarla ilgili olanlar da dahil olmak üzere krizlerin sıklığı arttı” dedi.

2022 yaz döneminde, Avrupa’nın birçok bölgesini harap eden aşırı sıcaklar ve orman yangınların bunun sadece bir örneği olduğunu anlatan Kluge, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Avrupa ve Orta Asya’da şimdiye kadar yaklaşık 250 milyon teyit edilmiş vaka ve iki milyondan fazla kayıtlı ölümle devam eden COVID-19 salgını, sağlığı siyasi ve sağlık gündeminde daha üst sıralara yerleştiren bir başka krizdir.

Ardından, bölgemizde aşı kaynaklı çocuk felcinin yakın zamanda yeniden ortaya çıkışının yanı sıra uluslararası endişe uyandıran mevcut maymun çiçeği halk sağlığı acil durumu var.

Ve en önemlisi, Ukrayna’da maalesef hiçbir gerilim azaltma sinyali vermeyen ve sağlık tesislerine ve sağlayıcılarına yönelik korkunç saldırılarla birleşen yıkıcı bir savaş – aynı zamanda muazzam oranlarda bir ruh sağlığı krizini de tetikliyor.

Bunların hepsi, Avrupa Sağlık Forumu Gastein’ın ‘kalıcı kriz’ olarak adlandırdığı duruma katkıda bulunan bariz örneklerdir. Ancak kalıcı krizin tanımını iklim değişikliği, bulaşıcı hastalıklar ve savaşın ötesinde genişletmek ve değerlendirmek istiyorum.

Nispeten sessiz olan, genellikle fark edilmeyen, ancak milyonlarca kişinin sağlığını tehlikeye atan ve bölge genelinde sağlık sistemlerimize yük olan uzun süredir devam eden başka krizler de var. Burada kanser, kalp hastalığı, alkol ve tütünle ilgili hastalıklar ve obezite salgını dâhil bulaşıcı olmayan hastalıklardan bahsediyorum.

COVID’ten beş kat fazla

Şüphesiz COVID-19, hayatımızdaki en görünür pandemidir, ancak en ölümcül değildir. En önlenebilir değil. Bu ayrım, kardiyovasküler hastalıkların pandemisine gider. COVID-19 sırasında, en kötü durumdaki COVID-19’dan 5 kat daha fazla insan kalp krizi ve felç nedeniyle daha genç bir yaşta öldüler.

İnme ve kalp krizlerinin önlenebilir üç ana nedeni tütün kullanımı, hipertansiyon ve hava kirliliğidir.

Bölgemizde tütünden daha fazla insanı öldüren tek şey hipertansiyon: yılda 2,4 milyon insan veya bölgemizde her 4 ölümden 1’ini oluşturmaktadır.

Tabii ki, hipertansiyonun da obezite ile bağlantılı olduğunu biliyoruz. Bölgemizde ilkokula giden her dört çocuktan biri fazla kilolu veya obezite ile yaşıyor.”

“Güvenli içme yoktur”

Hipertansiyonun alkol tüketimiyle çok bağlantılı olduğunu anlatan Kluge, DSÖ Avrupa bölgesinin dünyanın en ağır içicilerine ev sahipliği yaptığını ve gençler arasında her üç ölümden biri alkolle bağlantılı olduğunu belirtti.

Kluge, “Güvenli bir içme seviyesi yoktur; bu konuda yeterli kanıtlar var. Alkol kullanımıyla mücadeleye yönelik bölgesel çerçeve de ilk kez Tel Aviv’deki Bölge Komite toplantısında kabul edildi” dedi.

Kluge, “Felçlerin ve kalp krizlerinin üçüncü büyük nedeni hava kirliliğidir. Sadece bizim bölgemizde hava kirliliği yılda 550 bin kişinin ölümüne neden oluyor, bunun yarısı kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklanıyor” diye konuştu.

DSÖ Avrupa bölgesi, Afrika bölgesi ile birlikte, HIV’in halen yükselişte olduğu tek bölgesi olduğunu ifade eden Kluge, HIV hizmetlerini güçlendirmek için acilen güçlü siyasi taahhüt ve finansmana ihtiyaç olmasına karşın, bazı ülkelerde, COVID-19 salgını sırasında HIV testi hizmetlerinin yarısının kapatıldığını söyledi.

“Bu yeni normalimiz”

Kluge, “Evet, pandemi, iklim değişikliği ve savaşın çok ötesine uzanan bir kalıcı krizin (permakriz) içindeyiz. Bu bizim yeni normalimiz. Ve yeni normalimiz çift yönlü bir yanıt gerektiriyor” dedi ve şu önerilerde bulundu:

“Bir yandan pandemiler, iklimle ilgili krizler ve çatışmalar gibi sağlıkla ilgili acil durumlara acilen hazırlanmalıyız. Öte yandan, bulaşıcı olmayan hastalıkların ve HIV’in permakriziyle mücadele etmek için mevcut sağlık sistemlerimizi ve temel hizmetlerimizi acilen güçlendirmeliyiz. Biri diğeri için feda edilemez. Sağlık işgücüne ve ruh sağlığına yatırım gerektirir.

Bu ikili yaklaşım, DSÖ/Avrupa’ya ve ülkelerimizi ve Avrupa Birliği’ni desteklemek için yaptığımız çalışmalara rehberlik etmelidir.

Bu zorluklar göz korkutucu. Ama bu teslim olmamız gerektiği anlamına gelmez. Permakrizi bütünüyle birlikte, herkesin yararına olacak pratik yollarla ele alabiliriz ve yapmalıyız.”

Haber Bekir Metin, 28.9.2022

Paylaş
Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir