Ekrem İmamoğlu, Dünya Pandemi Konferansında konuştu.

Ekrem İmamoğlu, Dünya Pandemi Konferansında konuştu.

Tüm katılımcıları en içten duygularımla selamlıyorum.

Bu önemli Dünya Pandemi Konferansını (İzmir, 6-7 Temmuz 2021) düzenleyenlere, (başta dostum, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tunç Soyer’e, Enfeksiyon Hastalıklarını Önleme Derneği’nin ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği’nin değerli yetkililerine de ayrıca teşekkür ederim.

Covid-19 ile geçen bir buçuk yılın ardından şunları rahatlıkla söyleyebiliriz: Dünya bu salgına hazırlıksız yakalandı.

Bu durumu bu şekilde algılamak şaşırtıcıydı, çünkü aslında pandemi sürpriz değildi. Bilakis bilim adamlarının uzun zamandır dikkat çektikleri, önerilerde bulundukları bir husustu. Gerçek anlamda yakın ve ciddi bir riskti. Buna rağmen hiçbir ülke ve kurum buna hazır değildi. Görünen o ki insanlık, bilime dayalı bir hükümet veya siyaset anlayışını henüz tam anlamıyla içselleştirmemiş ve henüz tam anlamıyla böyle bir anlayışı uygulamamıştır.

Pandemi ile birlikte dünyanın birçok yerindeki liderler, bilim insanlarının gösterdiği yolda biraz geç de olsa yürümek için önemli bir kararlılık göstermiştir. Bu tür liderlerin çok yanlış kararlar aldıklarını ve zamanla itibar ve güç kaybettiklerini hep birlikte gördük.

Kamu otoritelerinin pandeminin gerektirdiği şekilde sorumlu ve ciddi davranmadığı durumlarda tüm yük sağlık çalışanlarının omuzlarına binmek zorunda kaldı. Onlara gerçekten çok şey borçluyuz. Bu salgınla mücadelenin en önemli unsurlarından birinin sağlık çalışanlarını tükenmiş, mutsuz ve çaresiz hissettirmemek olduğunu umarım herkes görmüş ve anlamıştır.

Adından da anlaşılacağı gibi, pandemi küresel bir sorundur. Ancak bu süreçte pandemi ile mücadelenin ulusal boyutunun, küresel boyutu kadar, belki de ondan daha önemli olduğunu da fark ettik.

Halk sağlığı önleminin etkin bir şekilde uygulanabilmesi ve pandemiye karşı geliştirilen herhangi bir sosyal politikanın başarılı olabilmesi için öncelikle bu hususun yerelleştirilmesi gerekmektedir. Yerel özellikler ve hassasiyetler, kurumsal ve güncel yerel dinamikler dikkate alınmaz ise pandemi ile mücadelede başarılı olmak mümkün değildir. Kamunun ihtiyacına en yakın yönetim birimlerine yetki verilmeli ve yetkilendirilmelidir.

Pandeminin insan sağlığı, güvenliği ve refahına yönelik tehditlerine karşı başarılı olabilmek için merkezi ve yerel yönetimler günlük siyasetin ve güç mücadelesinin dışında kalmalı ve tam bir işbirliği içinde olmalıdır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman buna dikkat ettik ve bu pandeminin çok boyutlu ve karmaşık sürecini doğru yönetebilmek için 3 kavrama sarıldık. Bu kavramlar planlama, koordinasyon ve şeffaflıktır.

Pandemi ile mücadele ederken tüm adımları ve olası sonuçları birlikte planlamalı ve ilgili tüm kurumların maksimum koordinasyon içinde bir araya gelmesi için süreci doğru yönetmeniz gerekmektedir. Kötü yönetimin insan sağlığına ve yaşamına mal olduğu, her yanlış kararın çok ciddi sonuçlara yol açabildiği bu pandemi döneminde hiç kimsenin keyfi davranıp “En iyisini ben, sadece ben bilirim” deme hakkı yoktur.

Tüm bu süreçte doğru kararların alınabilmesi için şeffaflık esastır. Şeffaflık, pandemi sırasında bir ölüm kalım meselesidir ve ondan uzaklaşmak, virüsün kendisi kadar ölümcül olabilir.

Doğrusu planlama, koordinasyon ve şeffaflığa ne kadar önem verdiğimizi, bu konudaki hassasiyetimizi devletin tüm kurumlarının paylaştığını söyleyemem. Buna rağmen yerel yönetimler olarak pandemi sürecinde sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin birçok yerinde çok değerli çalışmalar yaptık.

Sadece İstanbul’da yaptıklarımızı ve halen yapmakta olduklarımızı tek tek sayamayız bile. Sağlık çalışanlarının hayatını kolaylaştıracak önlemlerden, yeni ve özgün sosyal dayanışma modelleri geliştirmeye kadar birçok alanda ilklere imza attık.

Bunlardan birini özellikle vurgulamak istiyorum: İlk adımı attık ve ilk düğmeyi doğru bir şekilde ilikledik. 11 Mart 2020’de ülkemizde ilk korona virüs vakasının açıklanmasının hemen ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilimsel Danışma Kurulu’nu kurduk. Ancak Bilimsel bir Danışma Kuruluna üye olmak için bilimsel yeterliliğe ve uzmanlığa sahip olmak gerektiği gibi, o kurul üyelerinin seçimi de bir uzmanlık konusu olmalıdır. Bu nedenle öncelikle temel sorunlara çözüm üretebilecek ilgili meslek oda ve derneklerini belirledik ve onlardan resmi temsilciler talep ettik; çünkü belirli bir meslekte en tanınmış kişileri tanıyanlar, belirli bir alanda çalışan profesyonellerdir. Dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilimsel Danışma Kurulu’nun oluşumu tarafımızca belirlenmemiş; daha çok Türk Tabipleri Birliği, Eczacılar Birliği, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği gibi kurumlar tarafından belirlenmiştir.

Bilimsel Danışma Kurulumuzun önerileri doğrultusunda elimizden gelen her şeyi en iyi şekilde yapmaya gayret gösterdik. Çünkü yapılacak en doğru şey buydu. Bir Türk atasözü “Bir musibet bin nasihatten daha evladır” demektedir. Umarım her şeye rağmen insanlık Covid-19 pandemisinden gerekli dersleri almıştır. Umarım dünyamızın yeni normali, bilimin ışığında hümanizm, hoşgörü ve dayanışma ile şekillendirmeyi başarır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun konuşması

Paylaş
Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir