İnovasyon Durağı 1

İnovasyon Durağı 1

Tek kutuplu, çift kutuplu dünya kavramlarıyla bilinen hegemonya üzerine kurulu, kaba kuvvete dayalı düzenlerin çalışmadığı bir döneme giriyoruz. Şimdi yumuşak güç zamanı, şimdi kültür, sanat, bilim ve sağlıkla diplomasi zamanı.

Neden inovasyon?

Bundan böyle haftada bir gün PolitikYol’da “İnovasyon Durağı” isimli köşemizde birlikte olacağız. İnovasyon kısaca değer katan yenilikçilik demek, moda bir kavram. Moda olması boşuna değil; çünkü insanlık olarak ağır krizler ve büyük bir dönüşümü birlikte yaşıyoruz. Böyle bir çağda, örneğin COVİD-19 pandemisini aşabilmek için Uğur Şahin Özlem Türeci gibi biliminsanlarına ve bilimsel araştırmalara, bu araştırma sonuçlarını startup’lar aracılığıyla hızla teknolojiye dönüştürmeye, bu teknolojiye yatırım yapılıp insanlara ulaşmasını sağlamaya yani inovasyona ihtiyacımız var.

Tabii sakat ekonomik sistemi düzeltmeden sadece teknoloji geliştirerek yaşamakta olduğumuz krizleri çözemeyiz. Ancak yakıcı sorunlarımızın altından onlara çok yönlü ve bütünsel, inovatif yaklaşım yaparak kalkabiliriz. Bu köşede daha çok, daha yakından tanıdığım için, sağlık alanındaki inovasyon ekosistemini ele alarak sizlere geleceğimizi şekillendiren bu insanların, girişimcilerin dünyasını tanıtacağız. Onların başarı ve başarısızlıklarının bizlerin, toplumun, hatta insanlığın hangi yönde ilerlemesi gerektiği konusunda yol gösterici olacağını düşünüyorum.

COVİD-19’un tetiklediği sağlık krizi, ekonomik kriz, göçler ve sığınmacı krizi, iklim krizi adeta Mahşerin Dört Atlısı biçiminde dünyadaki tüm bireyleri, aileleri, kurumları, devletleri ayrım yapmaksızın tehdit ediyor; hatta her düzlemde yönetim krizine yol açarak sorunları ağırlaştırıyor.

Buna bağlı olarak çeşitli ülkelerde, bölgelerde iç ve dış savaşlar hız kesmeden devam ediyor, nükleer tehlike alarm çanları çaldırıyor. Bunlar tesadüf değil; insanlık olarak Tarım Devrimi ve onun uzantısı diğer sıçramalarımızın, yarattığımız kurumların ve değer sistemlerinin bu yeni krizleri çözmekte yetersiz kaldığı, tersine çoğu kez alevlendirdiği bir özgün zaman diliminde yaşıyoruz.

Ben bu çağı Tarım Devrimi’ne atfen “Bilim Devrimi” çağı olarak adlandırıyorum. Bilim Devrimi çağında yaşıyoruz, çünkü daha önce hayal bile edemeyeceğimiz işleri başarıyoruz; örneğin geliştirdiğimiz CRISPR gen teknolojisi sayesinde adeta insan eliyle evrimi gerçekleştirebiliyoruz. İçine girmekte olduğumuz çağın en belirgin özelliği inovasyon. İnovasyon ekosistemi sayesinde fikirlerimizi, bilimdeki buluşlarımızı hızla teknolojiye dönüştürebiliyor ve günlük hayatımızda kullanabiliyoruz.

İnovasyon özünde sivil bir alan. Büyük ölçüde bunun etkisiyle girişimciler başta inovasyon ekosisteminin aktörleri çok büyük ölçüde siyasete uzak, çok mesafeliler. Birçoğu ilk şirketini kamudan aldığı destekle kurduğu ve bürokrasinin bilinen tüm engellerini yaşamasına karşın siyasete mesafeli.

Temel sorunlarının nihai çözümünün siyasette olduğunun farkında değiller. Bu yüzden milyar dolarlık şirketler oluşturabiliyorlar ama siyaset üzerinde hiçbir etki yapamıyorlar. PolitikYol’un demokrat yaklaşımı ile her görüşten siyasetçinin yakından izlediği bir mecra olması İnovasyon Durağı’na bu konuda ayrı bir misyon yüklüyor.

Ülkenin sürdürülebilir ve kalıcı şekilde kalkınması, insanların refaha kavuşması için etkili bir inovasyon ekosisteminin gerekliliğinin bilinciyle karar vericilerle özgün iş üretenler arasında herkesin güvendiği bir köprü olmak temel bir amacımızdır. Şimdi ilgileri olmasa da ülkenin geleceğine damga vuracak yeni nesil siyasetçilerin değer katan yenilikçiliği, paylaşımcılığı, eşitlikçiliği, yaşamdaşlığı içselleştirmiş bugünün inovasyoncularından çıkacağını söylemek kehanet olmaz.

İnovasyon yenilikçi bir ürün geliştirerek, örneğin uzaktan EKG çekebilen bir cihazla yapılabileceği gibi özellikle sağlık gibi hizmet alanlarında süreç inovasyonu şeklinde de olabilir. PolitikYol adı üzerinde, sonuçta kültür, sanat yazılarına yer verse de esas itibariyle siyaset tartışılan entelektüel bir mecra.

Ülkenin sürdürülebilir ve kalıcı şekilde kalkınması, insanların refaha kavuşması için etkili bir inovasyon ekosisteminin gerekliliğinin bilinciyle karar vericilerle özgün iş üretenler arasında herkesin güvendiği bir köprü olmak temel bir amacımızdır.

Ancak benim kanaatim ülkemiz ve dünya için inovasyonun en elzem olduğu alan siyaset. Sadece temsili demokrasinin değil, tüm siyasi sistemlerin sıkıştığı ve hemen her ülkenin bir biçimde yönetim krizi yaşadığı bu zaman diliminde inovasyona en çok siyaset alanında ihtiyaç duyulduğu aşikâr. Bütünsel bakış açısı gerektirdiği için sağlık, devlet yönetimi ile çok benzeşen bir alan; o yüzden bilhassa sağlıktaki inovatif yaklaşımların siyasetin yenilenmesine ışık tutacağını düşünüyorum.

Sağlıkta inovasyon ürün bazında daha çok dijital sağlık teknolojileri alanında gerçekleşiyor. İnternet, iletişim, bilgi ve bilişim teknolojilerinin sağlıkta kullanımı demek olan dijital sağlık teknolojileri bugünün sıcak sorunları olan kanser, diyabet gibi kronik hastalıkların, yaşlılık, demans, Alzheimer’ın çaresinin bulunmasında rol oynayabilecek mi? Tedaviden daha fazla öne çıkmakta olan sağlığı koruma ve geliştirmede ne gibi inovatif yaklaşımlar var?

Nadir Hastalıklar denen ama ülkemiz için maalesef nadir olmayan hastalıklar için geliştireceğimiz genetik tedaviler ya da biyoteknoloji ülkemizin bir türlü gerçek döviz kazancı sağlayamayan ihracatımızın genetiğinin değişmesini sağlar mı? Sentetik biyoloji, nanoteknoloji ile sanayimizi başka bir boyuta taşıyabilir miyiz? Bu ve birçok renkli soruya bu köşede hep birlikte cevap üretmeye çalışacağız.

Tek kutuplu, çift kutuplu dünya kavramlarıyla bilinen hegemonya üzerine kurulu, kaba kuvvete dayalı düzenlerin çalışmadığı bir döneme giriyoruz. Şimdi yumuşak güç zamanı, şimdi kültür, sanat, bilim ve sağlıkla diplomasi zamanı. Zaten bilimin hayatta kalmamızı sağlayan en önemli insanlık üretimi olduğu, biliminsanlarının tarihi olarak sosyal sorumluluğunun aşırı yoğunlaştığı bir zaman dilimine girdik.

Böyle bir dönemde sizlere burada sadece inovasyonla ilgili şirketleri değil, zaman zaman yaklaşımları ile bize siyasette ve ülke yönetiminde yol gösterebilecek biliminsanlarını da tanıtacağız. Bu köşede, küresel vicdan sahibi, yeryüzündeki her haksızlığa, her insanlık ve yaşamdaşlık dışı davranışa karşı çıkacak küresel vatandaşlar olarak bu itirazlarımızı nasıl daha inovatif, nasıl farkındasızlıkları daha kolay giderecek şekilde yapabileceğimizi de araştıracağız.

İşbirliği önemli bir hasletimiz, böyle ağır kriz ve dönüşüm dönemlerinde her zamankinden daha önemli bir çalışma alışkanlığımız olmalı. Köşemizin inovasyon ekosisteminde iç ve dış paydaşlarla her türlü işbirliğini geliştirmeye katkı sağlamasını ve bunun tüm sektörlere örnek olmasını arzu ederiz. Bu konuda da sorunları dile getirmekten çok önümüzdeki fırsatlara odaklanmak sınırlı enerjimizi daha verimli kullanmamızı sağlayacak ve ekosistemi ileriye taşıyacaktır.

İnovasyonculuğun ruhuna uygun şekilde bu köşe paylaşımcı olacak, sahibi hepimiziz. Bu yüzden geri bildirimleriniz, önerileriniz, katkılarınız çok önemli. Lütfen bize yazınız, bize omuz veriniz, ancak böylece İnovasyon Durağı’na siyasetin uğramasını sağlayabilir ve hep birlikte ülkemize, insanlığa hak ettiği değeri katabiliriz.

Yazar Prof. Dr. Melih Bulut, İstanbul, 27 Aralık 2022

 Not: Bu yazı aynı tarihte Politik Yol adlı web sitesinde de yayınlanmıştır.

Paylaş
Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir