Türk Dışişleri Bakanlığının Yapısı ve Temel Mekanizmaları Konferansı

Türk Dışişleri Bakanlığının Yapısı ve Temel Mekanizmaları Konferansı

Metin Balcı (Medya ve İletişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı), Prof. Dr. Hüseyin Bağcı (ODTÜ Öğretim Üyesi) ve Bekir Metin (Medya ve İletişim Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi)

Avrupa Birliği (AB) ile Gazeteciler Cemiyeti arasında sürdürülen “Türkiye Medya Köprüleri Projesi” kapsamında, 5 Eylül 2019 tarihinde, Ankara’da, Gazeteciler Cemiyeti Basın Evi’nde “Diplomasi Akademisi Eğitimleri” çerçevesinde düzenlenen, “Türk Dışişleri Bakanlığı Yapısı ve Temel Mekanizmaları” Konferansını ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı verdi.

Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Türkiye’de bir yıl önce çok önemli bir yapısal değişikliğe gidildiğini, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetilen Türkiye’nin Dünya konjonktüründe değişik algılamalara sebep olduğunu ifade ederek;

Uluslararası İlişkiler açısından bir ülkenin Dışişleri Bakanlığı o ülkenin politikalarını, yabancı ülke ve kuruluşlarla ilişkilerini evrensel diplomatik kurallarla yürütür.

Dışişleri Bakanlığının Konumu ve Durumu

82 milyon nüfusa sahip ülkemizde sadece 1500 civarında diplomat ile Dışişleri Bakanlığı hizmetlerini yürütür. Diplomatların seçimi, eğitimi ve yetişmeleri çok titizlikle yürütülür. Diplomatların özel bir yaşam biçimi vardır. Diplomatlar çalışkan insanlardır. Herkesin yapabileceği bir iş te değildir. Çok fedakârlık gerektir. Türk Diplomatları Osmanlı İmparatorluğundan günümüz Türkiye’sine Dünya’nın her tarafında hep saygı görmüştür. 400-500 yıllık bir birikime sahip bir diplomasi geleneğimiz vardır.

Devletin aklı, hazine arşivi Dışişleri Bakanlığındadır. Son yıllarda Dışişleri Bakanlığımızın arşivleri ve elektronik ortamdaki erişime açılması çok önemli bir gelişmedir. Hem Osmanlı’nın hem de T. C. Devletinin bakış açısı birlikte değerlendirilmeli ve incelenmelidir. Böyle bir birikim ve diplomasi deneyimi Dünyanın çok fazla ülkesinde yoktur. Hele işin içine bir de Türklerin tarihi girerse bu daha da zengin bir bilgi birikiminin yani günümüz Türkiye’sinin hazinesidir. Dışişleri politikalarında “denge politikası” uygulamaları çok ama çok önemlidir.

Dışişleri Bakanlığı bir Bakan ve 3 Bakan Yardımcısı (biri siyaseten atanmış diğer ikisi ise profesyonel Diplomat yani Büyükelçidir.) ile yönetilmektedir. Türkiye’nin en köklü kuruluşlardan biridir.

Dışişleri Bakanlığı Neden Güçlü Olmalı ve Neden Önemlidir?

Dünya’nın 142 ülkesinde Büyükelçiliğimiz var. Ayrıca, 13 Uluslararası Örgütte Türk Büyükelçileri görev yapıyor. Toplamda 243 misyonla Dünya’nın ilk beş temsil ağından birine sahip bir ülkeyiz. Türk Diplomatları geçmişten günümüze çok önemli ve başarılı görevler yapmışlardır.

Türk Büyükelçilerinin yazdıkları kitaplar, raporlar, konuşma ve konferansları ile Dışişleri Bakanlığının arşivlerine ve Türkiye’nin kalbine ve aklına girmişlerdir. Bütün bu eserler genç kuşaklara ışık olacaktır. Bazı Büyükelçilerimiz ve bunların eserleri:

Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ve Bekir Metin (Medya ve İletişim Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi)

Falih Rıfkı Atay, Zoraki Diplomat; Deniz Bölükbaşı, Dışişleri İskeleti; Umut Arık, Dünya’ya Bakış; Bilal Şimşir, Malta Sürgünü; Onur Öymen, Arka Plan-Diplomat-Türkiye’nin Gücü; Bilge Cankorel, Bir Dönem Biterken Bir Diplomatın Seyir Defteri; Feridun Cemal Erkin, Dışişlerinde 34 Yıl; Zeki Kuneralp, Sadece Diplomat; Osman Faruk Loğoğlu, İsmet İnönü kitaplarıdır. Burada söylenmeyen daha çok sayıda Büyükelçilerimizin yazdığı kitaplar tarihe ışık tutmaktadırlar.

Dışişleri Bakanlığı Yapısı ve Temel Mekanizmaları 

15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi Tarihinin Önemi

15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) asker tarafından gerçekleştirilen askerî darbedir.  

Hiçbir ahlaki ve hukuki sınır tanımayan bu terör örgütünün faaliyet gösterdiği diğer ülkelerde de siyasi nüfuz ve ekonomik güç elde etme çabaları ortadadır. Fetullah Gülen ve onun liderlik ettiği bu yeni nesil terör örgütünün sadece Türkiye için değil, faaliyet gösterdiği bütün ülkeler bakımından bir ulusal güvenlik tehdididir.

15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası alınan tedbirler çerçevesinde en büyük zararı gören Dışişleri Bakanlığı olmuştur. Bakanlıkta çalışan meslek memurları (diplomatlar) ve diğer idari memurların % 28’i FETÖ’cü çıkmıştır. Dil bilmeleri zorunlu olan Diplomatların seçilme aşamalarında ve eğitimlerinden sonra başladıkları diplomatik görevde edindikleri deneyimlerin, kısa sürede yerine getirilemeyeceği göz önünde bulundurularak, Devletin aklı ve arşivi olan bu Bakanlığın içine düştüğü sıkıntı gerçekten telafisi zor giderilebilecek bir durumdur.

Dışişleri Bakanlığına yaptığı Danışmanlık ve Bakanlığı döneminde (2009-2014) Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun izlediği politika ve yönlendirmeler sonucu Ülkenin içine düştüğü sıkıntılı durum da Diplomatların görevlerini yapmada sıkıntılar yaşadığı gözlenmiştir.

Diplomat Olmayanların Büyükelçi Olması

Cumhurbaşkanlığınca Yurtdışı Temsilciliklerimize atanan 18 Büyükelçi görev yapmaktadır. Diplomat Olmayanların Büyükelçiliğe atanmaları siyasi bir karardır. Siyaset diplomasinin üzerindedir ve karar doğru olabilir. Ancak, atananların seçiminde en az iyi yetişmiş bir diplomat kadar bilgi ve birikime sahip olmaları gerekir. Son dönemde atanan Diplomat olmayan Büyükelçiler nedeniyle Ülkemizdeki bu alandaki atamalarda profesyonellikten uzaklaşıldığını göstermektedir. Normal koşullarda bütün bu atamaların olmaması gerekir. Bu atamalar kamu vicdanını yaralamaktadır. 2015-2023 arası atanan ve yukarıda bahsedilen yöntemlerle atanacak Büyükelçiler ileride Tarih huzurunda sorgulanacaklardır.

Yaşamlarını Terör nedeniyle yitiren Büyükelçiler ve diğer diplomatlar

1970’li ve 1980’li yıllarda başta Asala Terör Örgütü olmak üzere değişik Terör Örgütlerinin silahlı ve bombalı saldırılar sonucu öldürülen 44 Diplomatımızı saygıyla anmak ve zor şartlar altında çalışan Diplomatlarımıza saygı göstermek her kademedeki Yöneticilerimizin vicdani görevleridir.

Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümünde 33 yıldır görev yapan bir Öğretim Üyesi olarak; Dışişleri Bakanlığımız Merkez Teşkilatı ve Türkiye’nin Yurtdışı Temsilciklerinde Bakanlarımız dâhil birçok Diplomatımızla birlikte olduk ve ülkemize en doğru ve yararlı hizmet vermek için çalıştık. Bir Akademisyen olarak ben doğruları ve doğru olmayan hususları ortaya koymak ve uyarılarda bulunmak mecburiyetindeyim dedi.

Dışişleri Bakanlığımızın itibarı geri verilmeli, itibarsızlaştırılmamalı, liyakatten vaz geçilmemeli, diplomasi uygulanmalı, mevcut söylemlerden kaçınılmamalıdır.

Diplomat olmak temkinli olmayı gerektirir. Diplomasi de bazen bir harf ve kelimenin önemi çok önemlidir. Türk diplomasisi son yıllarda çok kan kaybediyor…

Şansımız hala devam ediyor. Yetişmiş diplomatları tekrar aktif yönetime getirmek, mevcut görevdeki diplomatların korunması, moral ve motivasyonlarının geliştirilmesi, Birkaç dil bilen, Dışişleri kurallarına göre diplomatların seçeceği yeni gençlerin Bakanlığa kazandırılması gerekiyor.

Bir devletin kurumları çöküntüye uğruyor ise işimiz zordur. Ben bir Akademisyen olarak görevim gereği birçok Devlet Başkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı ile defalarca görüşme imkânım oldu. Son olarak, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ve Devlet Başkanı Putin ile belki 10 a yakın görüşmede bulundum. Her ikisi de Ülkesinin Diplomatlarını hep övmüşler ve çalışmalarında moral ve motivasyon desteği vermişlerdir.

Çok detay verilen ve konu ile ilgili katılımcıların takip ettiği Konferans geçekten çok yararlı olmuştur. Bu vesile ile Konferansı düzenleyen Gazeteciler Cemiyeti ve Proje Yöneticilerine ve Konferansı veren değerli Hocam Prof. Dr. Hüseyin Bağcı’ya teşekkür ederim.

Kaynakça:

Not: Ankara’da, Gazeteciler Cemiyeti Basın Evi’nde, 5 Eylül 2019 tarihinde düzenlenen, “Türk Dışişleri Bakanlığı Yapısı ve Temel Mekanizmaları” Konferansına katılan ve bu konuşmaları daha geniş kitlelere ulaştırmak için haber haline getiren Bekir Metin. 6.9.2019

Paylaş
COMMENTS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir