Türkiye’de Sağlık ve Medikal Sektör Durum Analizi

Türkiye’de Sağlık ve Medikal Sektör Durum Analizi

Türkiye Sağlık Sektörüne Genel Bakış  

Türkiye’nin sağlık harcamaları, 2010’da Türkiye’deki sağlık harcamalarının toplam tutarı 49,4 milyar ABD dolarıdır. 2010 yılından itibaren yılda %10’luk bir artışla 2015 yılsonu itibariyle 104,5 milyar TL’ye ulaşmıştır. Bunun 82,1 milyarı (%79’u) kamu harcamaları, 22,4 milyarı (%21’i) Özel hizmet sunucuları tarafından kullanılmıştır.

Kamusal ve özel hizmet alanların toplam harcamalardaki payı, ödeme kurumları açısından istikrarlı bir şekilde yılda ortalama %10’luk bir oranla artmaktadır. İlaç sektöründe %4’lük bir büyüme kaydederken, hizmet sunucuları yılda %14’lük bir oranla güçlü bir reel büyüme göstermiştir.

Türkiye’de yaşlanan nüfus ve buna bağlı olarak hastalık yükünün daha kronik/karmaşık hastalıklara kayması nedeniyle sağlık hizmetlerine talep artacaktır. Sağlık çalışanı arzının önümüzdeki 5-10 yıl içinde artması beklenmektedir.

Özel hizmet sunucuları sektörü, 2009 yılından itibaren 2017 yılına kadar olan sürede yılda %13 civarında büyüdü ve toplam hizmet sunucu harcamalarında yaklaşık %25-27’lik büyüdü.

Türkiye’de sağlık sektörünün vazgeçilmez bir parçası haline gelen Özel hizmet sunucuları sektörü, her yıl ortalama 1,6 milyon ameliyat gerçekleştirmektedir. En karmaşık cerrahi operasyonların yaklaşık %55’ e yakın işlemin üstesinden gelme ve sektörün genel olarak gelişmesine ve ilerlemesine katkıda bulunmaktadır. Yoğun bakım yataklarının %43’üne sahiptir, acil vakalarda önemli pay oynar.

En büyük 5 Özel Hastane zinciri, toplam özel yatak sayısının %28’ini oluşturmaktadır.

Türkiye’deki sağlık sistemi 2003-2009 yılları arasında bir reform döneminden geçmiştir. Özel hizmet sunucuları ile ilgili düzenleyici ortam 2009 yılından sonra istikrarını korumuş ve yalnızca fiyatlandırma konusunda küçük revizyonlar yapılmıştır.

Özel hizmet sunucuları farklı sosyoekonomik hasta segmentlerine hizmet sunabilmek adına konumlandırılmış ve özellikle de büyük hastane zincirleri, coğrafi genişleme ya da satın alma yoluyla sektöre yatırım yapmaya devam etmektedirler.

Finansal açıdan bakıldığında; SUT fiyatları, sistemin 2007 yılında uygulamaya sokulmasından bu yana büyük ölçüde istikrarlı gidişatını korumaktadır. Devlet, fiyatlandırma sisteminde yaptığı küçük değişikliklerle, fiyatta artış ve sürdürülebilirliği sağlamaya çalışmaktadır. Ancak değişen makro ve ekonomik ortam nedeniyle işlem bazında fiyat yükseltilmesi veya ödeme mekanizmasında bütünsel bir reform yoluyla SUT fiyatlarında iyileştirme yapılması beklenmektedir.

Yüksek gelir segmentinin daha da büyümesi beklenmekte olup bu durum, özel hizmet sunucuları için talep artışına işaret etmektedir.

Türkiye’deki özel sağlık sigortası penetrasyonu, emsal ülkelere göre düşüktür ve büyüme potansiyeline sahiptir.

Tamamlayıcı sağlık sigortası 2014 yılında uygulamaya konulması, SGK anlaşmalı özel hizmet sunucuları için yalnızca ek talep yaratmakla kalmayıp katkı payı düzeylerini yükseltmelerine de yardım edecektir. 2016 yılında 405 bin kişiye ulaşan sigortalı nüfusun 2017 yılı itibariyle tamamlayıcı sağlık sigortası 750 bine ulaşması hesabı yapılmıştır.

Türkiye, yüksek hizmet kalitesi ve maliyet avantajı nedeniyle sağlık turistlerinin ilgisini çekmek için iyi bir konumdadır. Sağlık turizmi için gelen hastalarda yıllık olarak %15’lik bir artış yaşamıştır ve sektörün daha da büyümesi beklenmektedir.

Sağlık Bakanlığı altında “Sağlık Turizmi Dairesi” ve “Sağlık Turizmi Koordinasyon Kurulu” kurulmuştur. Kalkınma Bakanlığı, “10. Kalkınma Planı ve 2023 hedefleri” kapsamında “sağlık turizmini” birinci gündem maddesi olarak önceliklendirmiştir. Daha iyi veri takibi sağlamak için “Uluslararası Hasta Kayıt Sistemi” oluşturulmuştur.

Şehir Hastaneleri: Genel hastane tablosuna önemli bir kapasite ekleyecek olmasına rağmen şehir hastanelerinin özel hizmet sunucuları üzerindeki asıl etkisi beklenen kaliteye, sağlık çalışanı istihdamına ve hasta davranışındaki değişikliklere bağlı olacaktır.

24 şehirde, 27 Şehir Hastanesi 10 milyar dolar yatırımla toplam 40 bin yatak kapasiteli olarak bir bölümü hizmete açılmış ve bir kısmı da hizmete açılacaktır.

Sağlık Bakanlığı, hastane altyapısını görece kısa süre içinde yenilemeyi amaçlamıştır. Bu çalışmanın yatırım modeli, aşağıdaki amaçlarla kamu-özel ortaklığı olarak belirlenmiştir:

  • Önden yapılan sermaye yatırımını en aza indirme
  • Kısa sürede teslimat sağlama

Hastane inşaatının ve tesis hizmetlerinin özel yüklenicilere delege edilmesi

Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri: Devlet birinci basamak sağlık hizmetlerine yatırım yapmaya devam etmektedir. Sağlık Bakanlığı son 15 yıl içinde, birinci basamak sağlık hizmetlerine yatırım yapmaya devam etmiştir. Aile hekimliği sistemini 2005 yılından bu yana devam ederek şu anda, nüfusun %95’inden fazlası bir aile hekimine kayıtlı hale gelmiştir.

Sağlık Bakanlığı, 6-15 yıl içinde gelişmiş ülkelerinkine eşit düzeyde tam donanımlı birinci basamak sağlık hizmeti sistemine ulaşabilir.

Sonuç olarak; Yaşlı nüfus oranın artması ve hastalıkların kronikleşmesi ile beraber sağlık hizmetlerine ve dolayısıyla özel sağlık hizmetlerine ihtiyaç artarak devam etmesi beklenmektedir; Özellikle kamudan özel sektöre nitelikli sağlık personeli geçişleri, alım gücü yüksek nüfus oranının artışı, tamamlayıcı sağlık sigortası kullanıcılarının artarak devam etmesi, özel sektörün önümüzdeki dönemdeki rolünün artarak devam edeceğini göstermektedir

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Devlet tarafından işletilen tek sağlık hizmetleri ödeme kurumudur. SGK hak sahipleri; ayakta hasta muayeneleri, tedavi araçları ve ekipmanı ve ayakta hasta ilaç tedavisi için katkı payları ödemektedir.

 

TOBB Medikal Meclis Başkanı Özgür İncekara Başkanlığında Toplantı

Türkiye Medikal Sektörüne Genel Bakış

Sağlık Bakanlığı, Türk tıbbi cihaz sektörünün en üst düzeyde yasal temsilcisi sıfatı ile sektörün ihtiyaçları doğrultusunda mevzuatları yapar, sorunlarına çözüm arar ve özel sektörün istikrarlı bir biçimde gelişimine katkıda bulunmak amacıyla çalışmalar yürütür.

Sağlık alanında daha kapsamlı hizmet sunulması amacıyla 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Sağlık Bakanlığı’nın teşkilat yapısı yeniden yapılandırılmıştır. Yeni yapı da tıbbi cihazlar alanında düzenleme, yetkilendirme, denetleme ve koordinasyon işi ve işlemleri, Sağlık Bakanlığı’na bağlı kuruluş olan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na verilmiştir.

Tıbbi cihaz sanayinin doğrudan sağlıkla ilgili olması, diğer sanayi dalları arasında sektöre farklı bir anlam yüklemektedir.

Ülkemizin 2023 vizyonu doğrultusunda; Sağlık Bakanlığının görevleri arasında yerli tıbbi cihaz üretimini desteklemek, sektördeki dış ticaret açığını minimize etmek ve bu gelişmeler doğrultusunda ülkemizdeki yerli markalaşmaya katkı sağlama yer almaktadır.

2023 yılında kurumsal yapılarıyla; dışa bağımlılığı en aza indirgenmiş, ileri teknolojili katma değeri yüksek ürünleri de geliştirip üretebilen ve uluslararası standartların oluşumunda etkili küresel bir oyuncu olmaktır.

Ülkemizin 2023 vizyonuna ulaşabilmesi için, Sağlık Bakanlığı’nca 5 temel hedef belirlenmiştir.

  1. Üretim süreçlerini dünya standartları seviyesine getirmek,
  2. Üniversite-Sanayi İşbirliğinin etkinleştirilmesi ve bu kapsamda kamu-özel sektör ve araştırma kuruluşlarının biyomedikal araştırmalarının kurumsallaştırılması, klinik araştırmaların özendirilmesi,
  3. Kamu alımlarının özellikle KOBİ niteliğindeki üreticileri de destekleyecek ve iç pazarda yerli ürünleri öne çıkaracak şekilde düzenlenmesi,
  4. Küresel üreticilerin Türkiye’de üretim yapmaları/yaptırmaları ve yan sanayinin bu doğrultuda geliştirilerek onların da küresel oyuncu haline getirilmesi,
  5. Tıbbi cihazla ilgili ödeme sisteminin şeffaf ve sürdürülebilir bir kurumsallığa kavuşturulması,

Ülkemizin 2023 vizyonu doğrultusunda; Sağlık Bakanlığının görevleri arasında yerli tıbbi cihaz üretimini desteklemek, sektördeki dış ticaret açığını minimize etmek ve bu gelişmeler doğrultusunda ülkemizdeki yerli markalaşmaya katkı sağlama da yer almaktadır.

Sağlık Bakanlığının görev alanındaki konularda; Üniversite, Kamu, Sivil Toplum Kuruluşları vb. gibi kurum ve kuruluşlar ile sürekli eşgüdüm içerisinde çalışmakta, düzenli aralıklarla toplantılar yapmakta ve firmalara ziyaretler gerçekleştirerek bu konudaki görevini yerine getirmektedir.

Tıbbi cihazların yaklaşık 2500 yıllık tarihi vardır. Tıbbın da ilerlemesine paralel olarak tıbbi cihazlar sürekli gelişim göstermiştir. 11. yüzyılda İbn-i Sina, ilk kez tıp ve cerrahiyi ayrı ayrı ele almış, o dönemde genelde kaçınılan cerrahi operasyon örnekleri vermiş, hatta ameliyatlarda kullanılmak üzere birtakım cerrahi el aletleri tavsiye etmiştir.

Elektriğin icadıyla hızlanan bu gelişme, 19. yüzyılda stetoskop, dişçi delgisi gibi aletlerin yapılmasıyla tıptaki ilerlemeyi tetiklemiştir. Bugün, dünyada en fazla pazar payına sahip ABD’yi, AB ülkeleri ve özellikle Almanya, İngiltere ve Fransa ile Japonya ve günden güne ilerleyen Çin izlemektedir. Tıbbi cihazlar, içerisinde neredeyse 300.000’den fazla ürünü barındıran çok geniş bir ürün yelpazesine sahiptir.

Medikal Sektör, Sağlık endüstrisinin önemli ve yükselen bir endüstri olduğu bilinmekle beraber, tıbbi cihazların hakettiği önem de yeni yeni anlamını bulmuştur. Bu nedenle henüz ülkemizin içinde bulunduğu durumda, hedefleri ve somut politika ihtiyaçları da yeni yeni tartışılıp gündeme gelebilmiştir. Oysaki 2015’lerden sonra 258,4 milyar dolara ulaşan dünya medikal pazarı ve 1,9 milyar dolarlık Türkiye pazarı ile sanayi için önemli, tüketicisi kamu olduğu için kamu tarafından da önemsenmesi gereken bir sektördür.

Dünyadaki tüm sağlık hizmetlerinin yarattığı büyük pazar nedeniyle sağlık sanayii dünya ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır; 2010’da sağlık harcamalarının toplam tutarı 6.071,4 milyar ABD Dolarıdır ve 9,2 milyon doktor, 19,4 milyon hemşire ve ebe, 1,9 milyon dişçi ve dişçi personeli, 2,6 milyon eczacı ve diğer personel ve 1,3 milyon sağlık işçisi 20 ile sektörde yüksek bir istihdam yaratılmıştır.

2010 yılı verilerine göre, Türkiye sağlık sektöründe faaliyet gösteren firma sayısının küçük, orta, büyük ölçekte olmak üzere toplam 6.000 civarında olduğu ve bunlardan 2.500’un üzerindeki firmanın tedarikçi olarak faaliyetlerini sürdürdüğü, sektör temsilcileri tarafından dile getirilmektedir. Sektörde 450 civarında orta ve büyük ölçekli firmanın yaklaşık 100 tanesi üretici ve ihracatçı firma olup geniş bir yelpazede üretim faaliyetinde bulunmaktadırlar.

Türkiye Tıbbi Cihaz pazarı hedeflenen tarihten önce 2017’de 2 milyar ABD Dolarına ulaşmıştır.

Toplumdaki herkes gibi Medikal Sektör temsilcilerinin de düşüncesi kolay ulaşılabilir ve güvenilir sağlık hizmetinden yararlanmanın tüm vatandaşlar için en temel insan hakkı olduğu yönündedir. İnsanların bu hakka ulaşabilmelerine destek vermek üzere Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası (TTİTUBB)’a kayıtlı Ortez-Protez ve İşitme Cihazı firmaları hariç yaklaşık 7.124 firma (1.208 yerli üretici, 2.052 ithalatçı, geri kalanı bayii) faaliyet göstermektedir. Ancak, ülkemizde ihtiyaç duyulan tıbbi cihazların sadece %10-15 i üretim yoluyla sağlanabilmekte, geri kalanı ise ithal edilmektedir.

Tıbbi Cihaz Sektörü son 10 yılda büyük atılımlar gerçekleştirdi. TOBB Medikal Meclisi ile birlikte Dernekler, Sendika ve Medikal Kuruluşların oluşturduğu Federasyonun tüm faaliyetleri büyük özveri ve gayretlerle sürdürülmektedir.

Tıbbi Cihaz Sektör Temsilcilerinin 2023 Hedefinde;

  • 2018 yılında 2 milyar dolar, 2023 yılında 5 milyar dolar ihracat,
  • 2013’lü yıllarda %85 oranında dışa bağımlı olan tıbbi cihaz tüketiminin, 2018 yılında % 20’ye yükseltilmesi,
  • 2023 yılında da % 30 oranında yerli üretimle karşılama yetkinliğine ulaşmak,
  • Sağlık sektöründe yapısal aksaklıkların giderilmesi ve bilgi iletişim alt yapısının tamamlanması,
  • Tek kullanımlık sarf malzemelerinin tümüyle yerli üretim aşamasının tamamlanması ve ileri teknoloji cihazlar için yazılım programlarının hazırlanmasına ağırlık verilmesi,
  • Biyoteknoloji alt başlıklarına yönelik merkezler açılması, teşvik edilmesi ve desteklenmesi,
  • Tıbbi sarf malzemeleri üretimi, yazılım programları hazırlanması ve biyoteknolojik çalışmalar konusunda ülkemiz bölgesel güç ve referans merkezi olma iddiası taşımalı ve bu iddiayı gerçekleştirmesi gerektiği konularında, tespit ve öneriler yapılmaktadır.

Tıbbi Cihaz ve Aletleri aşağıdaki başlıklar altında sınıflandırma yapılabilir.

  • Tıbbi Görüntüleme Sistemleri
  • Ameliyathane ve Solunum Cihazları
  • Biyokimya, Moleküler Biyoloji, Hematoloji, Genetik ve Mikrobiyoloji Cihazları
  • Biyolojik Sinyal İzleme Cihazları
  • Radyoterapi Sistemleri
  • Fizik Tedavi Cihazları
  • Optik Tıbbi Cihazlar
  • Sterilizator ve Etüv Cihazları
  • Diş, KBB ve Göz Üniteleri
  • Ses ve İşitme Cihazları (Odyometre, Empedansmetre)
  • Mekanik Cihazlar ve Cerrahi Aletler
  • Tıbbi Gaz Sistemleri
  • Hemodiyaliz Cihazları, Su Sistemleri (Deiyonize, Distile, Revers Ozmoz)
  • Tek Kullanımlık Sarf Malzemeleri
  • Protez ve Ortezler

Medikal Sektörün Örgütlendiği Meclisler, Sendika, Dernekler ve Federasyon

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sağlık Kurumları Meclisi ve Medikal Meclisi

Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu (TÜMDEF)

Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS)

Sağlık Gereçleri Üreticileri ve Temsilcileri Derneği (SADER)

Tüm Tıbbi Cihaz Üreticileri Derneği (TUDER) 

Türkiye’de Sağlık ve Medikal Sektör Alanındaki Gelişim ve Değişimler

Başta Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu olmak üzere; Yukarıda detay görmek isteyenler için bağlantılarını verdiğim; TOBB Sağlık ve Medikal Meclisleri, SEİS, TÜMDEF, SADER ve TUDER Yöneticileri ile yüz yüze görüşerek; medikal sektörün, dünü, bugünü ve yarını hakkında karşılıklı bilgi alışverişi imkânı bulundu.

Ayrıca, bu çalışmayı yaparken yaşamımın yarım asıra yakın kısmını Sağlık sektörünün içerisinde geçiren, ulusal ve uluslararası düzeyde özellikle sağlık alanında yoğun çalışmalar yapan ve yazan biri olarak medikal sektörü birlikte analiz etme imkânım oldu.

Türkiye Sağlık tarihi incelendiğinde de görüleceği üzere, Cumhuriyet Türkiye’sinde aşağıda isimleri ve çalıştıkları dönemleri yazılan Sağlık Bakanları’nın Gerçekleştirdiği Reformlar çerçevesinde istenilen hedeflere tam ulaşılamamakla birlikte en önemli temel yasalar ve uygulamalar anılan dönemlerde gerçekleştirilmiştir.

  • Refik Saydam Dönemi Reformları (1921-1937 arası 3 kez Sağlık Bakanı),
  • Dr Behçet Uz Dönemi Reformları (1946-1956 arası 2 kez Sağlık Bakanı),
  • Nusret Fişek Dönemi Reformları (Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, 1960-1966),
  • 1980 Yılı Sonrası Yapılan Çalışmalar (1980-2002, Turgut Özal’ın 24 Ocak 1980 Kararları,
  • Dünya Bankası Kredileri ile Devlet Planlama Teşkilatı koordinesinde yapılan Milli Sağlık Reform Paketi çalışmaları
  • Yıldırım Aktuna Dönemi Reformları (1991-1997 arası 2 kez Sağlık Bakanı)
  • Recep Akdağ (2002-2017 arası 2 kez Sağlık Bakanı) ile başlayan AK Parti İktidarı Dönemi Reformları

ile Türkiye bugünlere ulaşmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıldan fazla süren mirası üzerine inşa edilen ve yeniden küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti, 1920’li yıllardan itibaren inanılmaz bir mücadele sonucu bağımsızlığını kazanmış, 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Dünya’daki birçok bağımsızlığını kazanan Ülkelere de örnek olmuştur.

I. Dünya Savaşı (1914-1918) Avrupa merkezli küresel bir savaş olup 4 yıl sürmüştür. Bu savaş sonrası 9 milyon insan hayatını kaybetmiş ve milyonlarca insan sakat ve kimsesiz kalmıştır. Savaş sonrası başta Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayan 1930 Dünya Ekonomik Krizine rağmen, Genç Türkiye Cumhuriyeti inanılmaz devrimler yaparak hem ekonomisini ayakta tutmaya hem de kurtuluş savaşının acılarını en aza indirmek için çalışmalarını sürdürmeye devam etmiştir.

Bu dönemde Sağlık Bakanı olan Dr. Refik Saydam ve ekibi halen yürürlükte olan en temel yasaları TBMM’den çıkarıp, sağlık sektöründe inanılmaz başarılara tüm güçlüklere rağmen imza atmıştır. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, Koruyucu Sağlık Hizmetlerinin organizasyonu, Numune Hastanelerini Kurulması v.b. önemli çalışmalar bu dönemdedir.

II. Dünya Savaşı (1939-1945) sonrası, Dünya’da 65 milyondan fazla insanın ölmüş olması (ölenlerin %70’e yakını sivil halk), milyonlarca insanın sakat, aç-susuz ve çocukların yetim kalması ve bu savaşa Türkiye’nin girmemesi her şeye rağmen sıkıntıları azaltmamıştır.

1945’li yıllardan itibaren Sağlık alanında yapılmasında elzem görülen reformlara tekrar başlanmış ve 1950’li yıllarda iktidara gelen Adnan Menderes Hükümetleri döneminde Dr. Behçet Uz önemli çalışmaları Türk halkının hizmetine sunuştur.

Birinci On Yıllık Milli Sağlık Planı, Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF gibi kuruluşlarla işbirliği, Sağlık İnsan gücü kaynaklarını güçlendirilmesi için Üniversitelerle İşbirliği, Bir Sağlık Bankası kurarak sağlık harcamalarının finansmanını buradan sağlamak, ilaç, serum ve aşı gibi tıbbi malzemelerin üretimini sağlamak ve denetim altına almak gibi hedefler bulunmaktaydı. Sosyal Sigortalar Kurumu da bu dönemde kuruldu. Bu dönemde sivil toplum örgütlerinin ve bazı tıp mesleklerinin hukuki altyapılarını günümüze taşıyan mevzuat da oluşturulmuştur. Türk Tabipleri Birliği Kanunu (1953), Eczacılar ve Eczaneler Kanunu (1953), Hemşirelik Kanunu (1954), Türk Eczacıları Birliği Kanunu (1956)

1960 İhtilali ile görevden uzaklaştırılan Adnan Menderes sonrası, göreve gelen Askeri yönetim sırasında Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığına, özellikle sağlık sektöründe tüm reformların yapılması ve koordinesinden sorumlu olarak 1960 yılında atanan Dr. Nusret Fişek 1966 yılına kadar bu görevde kalmış ve çok önemli yasaların çıkarılması ve uygulamaları ile dönemine damga vurmuştur. 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkındaki Kanun, Nüfus Planlaması Hakkında Kanun, Genel Sağlık Sigortası bu dönemde çıkarılmışlardır.

1980 Yılı Sonrası Yapılan Çalışmalar; 1982 Anayasası ile vatandaşların sosyal güvenlik hakkına sahip olmalarının yanı sıra bu hakkın gerçekleşmesinin devletin sorumluluğunda olduğuna yönelik hükümler içermektedir. Ayrıca “Genel Sağlık Sigortası kurulabileceğine” dair bir hüküm yer almıştır. 1987 yılında “Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu” çıkarılmıştır.

1990 yılında Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından, sağlık sektörü ile ilgili bir temel plan hazırlatılmış, Sağlık Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı tarafından yürütülen bu “Sağlık Sektörü Master Plan Etüt Çalışması” bir anlamda sağlık reformlarının ele alındığı bir sürecin başlangıcını oluşturmuştur.

Dr. Yıldırım Aktuna Dönemini kapsayan sürede; 1992 ve 1993’de Birinci ve İkinci Ulusal Sağlık Kongreleri yapılarak, sağlık reformunun teorik çalışmalarına hız verilmiştir. 1993 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Ulusal Sağlık Politikası”  çerçevesinde “yeşil kart” yasası çıktı ve imkanı olmayanları Devlet bu yasa çerçevesinde tedavi etti.

1998 yılında Genel Sağlık Sigortası “Kişisel Sağlık Sigortası Sistemi ve Sağlık Sigortası İdaresi Başkanlığı Kuruluş ve İşleyiş Kanunu Tasarısı” , 2000 yılında, Genel Sağlık Sigortası ile ilgili olarak, “Sağlık Sandığı” adı altında tanımlanan kanun taslakları TBMM tarafından kabul edilmemiştir.

Dr. Recep Akdağ’ın ilk Sağlık Bakanı olduğu, 16 Kasım 2002 yılından itibaren, AK Parti İktidarı Dönemi Sağlık Politikaları çerçevesinde “Türkiye Sağlıkta Dönüşüm Programı” başlatılmıştır. 58. Hükümetin Acil Eylem Planında “Herkese Sağlık” başlığı altında temel hedefler 11 başlık altında Türk Halkına taahhüt edilmiştir.

Acil Eylem Planı’nın belirlenmesinden sonra, 2003 yılı başında Sağlıkta Dönüşüm Programı hazırlanarak Sağlık Bakanlığı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Programı 8 tema etrafında dönüşmeyi hedeflemiştir,

  • Planlayıcı ve denetleyici Sağlık Bakanlığı,
  • Herkesi tek çatı altında toplayan genel sağlık sigortası,
  • Yaygın, erişimi kolay ve güler yüzlü sağlık hizmet sistemi,
  1. Güçlendirilmiş temel sağlık hizmetleri ve aile hekimliği,
  2. Etkili, kademeli sevk zinciri,
  3. İdari ve mali özerkliğe sahip sağlık işletmeleri,
  • Bilgi ve beceri ile donanmış, yüksek motivasyonla çalışan sağlık insan gücü,
  • Sistemi destekleyecek eğitim ve bilim kurumları,
  • Nitelikli ve etkili sağlık hizmetleri için kalite ve akreditasyon,
  • Akılcı ilaç ve malzeme yönetiminde kurumsal yapılanma,
  • Karar sürecinde etkili bilgiye erişim: Sağlık bilgi sistemi.

2007 yılında 60. Cumhuriyet Hükümeti’nin kurulması sonrası Sağlıkta Dönüşüm Programına, edinilen 5 yıllık tecrübe sonucu 3 yeni başlık ilave edilmiştir:

  • Daha iyi bir gelecek için sağlığın geliştirilmesi ve sağlıklı hayat programları,
  • Tarafların harekete geçirilmesi ve sektörlerarası iş birliği için çok yönlü sağlık sorumluluğu,
  • Uluslararası alanda ülkenin gücünü artıracak sınır ötesi sağlık hizmetleri.

Dünya’da ve Türkiye’de 1920’li yıllardan günümüze yapılan değerlendirmeler sonucu;

Yönetim ve ekonomik durumlardaki önemli kırılmalar, savaşlar, darbeler, ihtilaller, terör olayları, iktidarda bulunanların yönetim anlayışlarındaki değişimler, ilk sanayi devriminden günümüzde içerisinde bulunduğumuz digital devrime kadar hem kişisel olarak hem de toplumsal olarak önemli değişimler geçirdik.

Bu nedenlerle, bu inceleme yazımda sadece sağlık alanın ve bu alan içerisinde medikal sektörün durumu ve içinde yaşanılan ödeme güçlükleri konusu değil olaya bütüncül bakarak bu sorunun içerisinden nasıl çıkılır ona dikkat çekmek istedim.

Sağlık ve Medikal Sektör alanındaki gelişmeleri ve değişimleri iyi anlamak ve analiz etmek adına son iki ay içerisinde; TOBB Medikal Meclisi, SEİS, SADER ve TUDER Yöneticileri ile yüz yüze görüşerek; Medikal sektörün, dünü, bugünü ve yarını hakkında karşılıklı bilgi alışverişinde bulundum. Ayrıca, Sağlık Bakanlığının son yayınladığı bilgileri ve uzun yıllar Bakanlıkta çalışmış medikal sektörü ve sorunlarını bilen kişilerle görüştüm. Medikal Sektörün örgütlendiği kuruluşların bilgi ve belgelerini inceleme ve değerlendirme imkânım oldu.

Türkiye’nin yaşadığı ekonomik kriz sonucu sağlık sektörü dahil tüm diğer sektörlerde de Devletimiz ödeme sıkıntısı çekmektedir. Burada inceleme konusu yapılan Medikal Sektör Temsilcilerinden edindiğim bilgileri hem karar vericilerin hem de kamuoyunun bilgisine sunmak istedim.

  • Sağlık ve Medikal sektörün Dünya’da ve Türkiye’deki büyüklüğü bilinmekte ve herkes tarafından kabul edilmektedir.
  • Medikal Sektör Kuruluşlarının Yönetimleri ve tüm Şirket Yönetimleri sıkıntının farkında ve bu problemin çözümünü istemektedirler.
  • Savunma Sanayinden sonra en önemli katkı sağlayan ikinci sektörün de sağlık ve medikal sektörü olduğu Devlet tarafından da bilinmektedir.
  • Sağlık Endüstrileri Platformunu oluşturan Sivil Toplum Kuruluş Temsilciler düzenli aralıklarla kamuoyunu bilgilendirmek ve sorunlarına çare aramak için basın toplantıları düzenleme kararı aldılar. Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde 9, Üniversite hastanelerinde ise 24 ayı bulan ödeme yapılmadığı,
  • Önceleri tek tek anlatılan hususları artık üretici, ithalatçı, global vb. tüm firmaların temsilcileri hep birlikte daha güçlü şekilde dile getirerek, tıbbi cihaz sektörünün büyümesinde ve sorunların çözümünde kilit rol oynamak istediler.
  • Güncellenmeyen SUT fiyatları ve Hastanelerin ödeme vadelerinde yaşanan gecikmeler sebebiyle sıkıntıya düştüler.
  • Devletin yaptığı ödemelerin, Şirketlerin asıl alacaklarının son bir yılda % 5-10 civarında olduğu ve esas sorunu çözülmediği vurguladı.
  • Medikal sektördeki üretici, ithalatçı, global vb. tüm firmaların sadece Türkiye pazarına değil, yurtdışına da ihracat yapmanın önemi ve gerekliliğini ortaya koydular.

Raporu Hazırlayan: Bekir Metin (Ankara,23 Eylül 2019)

Kaynakça:

TOBB Sağlık Raporu (McKinsey & Company Danışmanlık Şirketi, Aralık 2017)

Medikal Sektör Raporu, 2014

Dünyada ve Türkiye’de Tıbbi Cihaz Sektörü ve Strateji Önerisi, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı Yayını, Afşar Matbaacılık, Agustos 2013, Ankara

Türkiye Medikal Sektör Raporu 2009, Yorum Basın Yayın, Ankara,  Aralık 2009

TOBB Sağlık ve Medikal Meclisleri, TÜMDEF, SEİS, SADER, TUDER Yöneticileri le Görüşmeler ve Web Siteleri Bilgileri

Sağlık Bakanlığı web sitesi (https://www.saglik.gov.tr/TR,11492/tarihce.html)

Cumhuriyet Döneminde Sağlık Reformları Konferansı Notları, Bekir Metin, Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Temsilcisi, 6 Ocak 2003, Ankara

Dünya Sağlık Haberleri web sitesi (www.healthworldnews.net)

Paylaş
COMMENTS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir