TOBB Türkiye Medikal Meclisi Başkanı Özgür İncekara ile Söyleşi

TOBB Türkiye Medikal Meclisi Başkanı Özgür İncekara ile Söyleşi

Değerli bir insan, arkadaşım ve dostum Özgür İncekara ile uzun yıllardır birçok konuda görüşür, konuşur fakat iş konularına hiç söz etmezdik. Aradan geçen yıllar, Benim özellikle uluslararası ilişkilerde hep sağlık alanındaki çalışmalarım ve 45 yıllık bir iş yaşamımdan sonra, bilgi ve birikimimi paylaşacağım bir web sitesi (www.healthworldnews.net) oluşturmaya dostlarımın da katkılarıyla karar verdim.

Sağlığın üç sacayağı olan; Sağlık Bakanlığı (yönetim-eğitim-yasal düzenlemeler), medikal (tıbbı cihaz) sektör ve ilaç sektörü ile tekrar yüz yüze bilgileri tazeleme ve yeniden değerlendirme, 2002 yılı sonrası iktidara gelen yönetimin iddialı sağlıkta değişim-dönüşüm reformları, buna koşut olarak ilaç ve tıbbi cihaz sektöründe değişim ve dönüşümler beni yeniden daha da derin düşünmeye sevk etti.

Türkiye’de ve Dünya’daki köklü değişimler insan yaşamını her alanda etkilerken, özellikle sağlık sektörünün ne kadar önemli olduğu gerçeği bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü sağlığı; yalnızca hastalığın veya sakatlığın olmaması hali değil tam bir fiziksel, zihinsel (ruhsal) ve sosyal iyi olma hali olarak tanımlamaktadır.

İnsan yaşamında, görmek isteyenler için yeterince ışık, istemeyenler için yeterince karanlık vardır. Herkesin kayıp hazinesi bilindiği gibi kendi eksikliğidir…

Sabrın ikinci akıl olduğunu ve vakti gelmeden paylaşılan fikirlerin ölü doğduğunu bilenlerdenim…

Bu nedenlerle, 1974 yılından beri bana ışık tutan ustalarıma olan borcumu ödeyebilmek için, bir ayna olmak ve nasibime düşen ışığı tüm insanlarla paylaşabilmek amacıyla;

Yaşamım süresince en çok emek verdiğim, en iyi bilgi sahibi olduğum ve yeni bilgiye nasıl ulaşabileceğimi bildiğim “Sağlık” alanında hizmet veren profesyonellere yönelik web sitesi yapmaya karar verdim.

Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde;

Özgür İncekara ve Bekir Metin, İncekaralar Şirketinde (Ankara, 16 Ekim 2019)

İyi bir insan, iyi bir aile reisi, özel sektörde iyi bir yönetici, müthiş bir yaşam felsefesi olan, İncekara Holding Yönetim Kurulu Başkanı, Türkiye Etik ve İtibar Derneği’nin Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi, DEİK Türkiye – Japonya ve Danimarka İş Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi ve son 12 yıldır TOBB Türkiye Medikal Meclisi Başkanı olan değerli dostum Özgür İncekara ile bir söyleşi yapmaya karar verdim. Birkaç görüşmeden sonra söyleşi için görüş birliğine vardık.

Bu söyleşide sadece Sayın Özgür İncekara’yı tanımış olmayacağız. 1951 yılında büyüklerinin başlattığı tıbbi cihaz alanındaki şirket yönetimini, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin işleyişleri, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere Devlet ile olan ilişkilerdeki olgunluğu, uluslararası iş ilişkilerini, Dünya’da özellikle tıbbi cihaz sektöründeki yeniliklerin ülkemize getirilmesi ve sağlıklı yaşama katkıları, hayırseverlik ve kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarını, iş etiğini, insan ilişkileri ve bu ilişkilerdeki sürdürülebilirlik ve felsefe ve benzeri konuları mümkün olduğunca ortaya koymağa  karar verdik.

Amacım iyi insan, örnek yönetici, ülkesini ve insanlığı düşünen ve ona göre çalışmalar yapan birinin ruh hali ile ülkenin ve dünyanın bu alandaki gelişim ve dönüşümünü de ortaya koymaktır.

Bekir Metin: Sayın Özgür İncekara, 2016 yılı sonlarında yaptığınız bir söyleşide; Çocukluğunuzda ve daha sonraki yıllarda nasıl bir iş anlayışı ve yaşam tarzınız vardı sorusuna verdiğiniz cevapta; “Onlu yıllarda hep değiştiğimi hissettim. 20’li yaşlarda çevremle ilgili çok aktiftim. Genç olmak ve adam yerine koyulma kaygılarım vardı ama zamanla kendim bunu aştım.” demişsiniz. Şimdi ne düşünüyorsunuz?

Özgür İncekara: Evet doğru. Değişim benim için olmazsa olmazdı.

20’li yaşlarda; Gençtim, kanım kaynıyordu, kendime güvenim ve başarma hırsım vardı, her şeyi öğrenmek istiyordum.

30’lu yaşlara geldiğimde; konuları daha da net öğrenmeye başladım ve kendime güvenin daha da arttı. Bir yere girerken duruşum dikti. Bir sorun yaşandığında ve bunun çözümünde ne yaş ne de başka bir şeyin engel olamayacağını kavradım. Kişisel gayretin de sorunları çözmedeki yerini anladım.

40’lı yaşlarda; İnsanlarla sürdürülebilir bir ilişkinin ne kadar iyi, anlamlı ve sürdürülebilir olduğunu anlamıştım. Artık iş ağımı ve yumağımı doğal olarak kendim yapıyordum. Kaygılarım azalmış ve iş yaparken düşünmüyordum.

50’li yaşıma geldiğimde daha önce öğrendiğim iş anlayışım tamamen bir parçam oldu. Yılların getirdiği deneyim ve birikimle doğrudan temasa geçmek konusunda kendimi çok rahat hissediyordum.

Son yıllarda içerisinde bulunduğum ve görev aldığım Sivil Toplum Kuruluşlarının işleyişinden hayal kırıklığı yaşadığım durumlar oluyordu. Ancak, gönüllülüğün bir kültür işi olduğunu biliyorum ve ona göre kararlarımı almaya başladım.

Bekir Metin: On yıllık aralıklarla yaşamınıza bakış açınızı ortaya koydunuz ancak sizi daha yakından tanımak isteyenler için özgeçmişiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Özgür İncekara: 1966 yılında İstanbul’da doğdum. Yükseköğrenimimi Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dil Bilimi (Filoloji) Bölümünde okudum. 1990 yılında Florida Atlantic Üniversitesi Ekonomi Bölümü Yüksek Lisans eğitimi aldım. Bu süreçte Amerika Olympus Şirketinde Başkan Yardımcısı Asistanı olarak görev yaptım.

Bu süreçte kazandığım yenilikçi görüş ve vizyon ile Türkiye’ye dönerek, 8 Ağustos 1951 yılında kurulan ve yaşamını başarıyla sürdüren İncekaralar Şirketi Yönetim Kadrosunda çeşitli pozisyonlarda görev yaptım. 2002 yılından itibaren de Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktayım.

Sivil toplum kuruluşlarında görev almam hem profesyonel iş hayatımda hem de sosyal hayatta önemli bir yer tutmaktadır.

Bu nedenle de birçok farklı kuruluşta görev üstlendim. Şu an İncekaralar’ ın CEO’luğu sürdürürken,  Türkiye Etik ve İtibar Derneği, Sağlık Gönüllüleri Türkiye Derneği, DEİK Türkiye-Japonya ve Danimarka İş Konseyi Yürütme Kurulu Üyeliği ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin Türkiye Medikal Meclisi Başkanı olarak aktif görevlerime devam ediyorum.

İncekaralar Holding’in 2002 yılından beri Yönetim Kurulu Başkanı olan Özgür İncekara (Ankara, 16 Ekim 2019)

B. M. : 1951’den günümüze İncekaralar kuruluşu Şirket’ten Holding’e nasıl ulaştı?

Özgür İncekara:  8 Ağustos 1951 tarihinde Hüseyin Avni İncekara tarafından firmamızın temeli atılmıştır. O zamanın koşullarından ve iş hacminin darlığından dolayı İncekaralar ilk olarak, Hüseyin Avni İncekara’nın yanında sadece 2 personel ile faaliyete geçmiştir.

Hüseyin Avni İncekara’nın çalışkanlığı, ileri görüşlülüğü ve ticari zekâsı sayesinde kurduğu İncekaralar Şirketinin, yerel değil evrensel olması gerektiği düşüncesiyle atılan adımlar sayesinde İncekaralar marka olma yolunda ilerlemeye başlamıştır.

Günümüz itibariyle, İncekaralar 160 kişilik ekibi ve 8 ildeki ofisleri ile Japonya, Almanya, ABD, İtalya, İsveç ve Finlandiya’dan 25’in üzerinde dünya markasını Türkiye’de temsil etmektedir.

Şirket kurucumuzdan çalışanımıza çalışma isteğimiz olmasa şirket devam etmeyebilirdi. Uzakdoğu ve Batı Ülke kuruluşlarına baktığınızda daha uzun vadeli hedeflerimiz var. Büyük bir iş anlayışı ve kültürü altında ortak hedeflerde buluştuk. Biz de atalarımızı örnek almaya çalışıyoruz.

İncekaralar Şirketi Yönetim Kadrosunda çeşitli pozisyonlarda görev yaptım. 1997 yılından bugünlere taşıyan 3. kuşak yönetici olarak, 2002 yılından itibaren de Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevimi sürdürmekteyim.

Şirketlerin başarısı ortaya koyduğu yol haritasının mükemmelliğine, çalışanların bilgi birikim ve deneyimlerini güven unsuru içerisinde paylaşarak büyütmeye, çağdaş bilgi ve teknolojileri yakından takip ederek ortaya koymağa odaklıdır. Biz bütün bu yollardan geçerek büyümeye, sorunların üstesinden gelmeye devem ediyoruz.

B. M. : Firmanızın vizyon, misyon ve kalite politikaları nelerdir?

Özgür İncekara:  Vizyonumuz; uzmanlık alanlarımızı genişleterek sektörde yeni ufuklar açmak, müşterilerimizin artan ihtiyaçları ve beklentilerini aşarak memnuniyetlerini en üst düzeye taşımaktır.

Misyonumuz ise; Etik ilkelerimiz, değer, hedef ve stratejilerimiz doğrultusunda, satış ve satış sonrası hizmetlerimizi en üst düzeyde gerçekleştirmek, tüm paydaşlarımıza ve çevreye kattığımız değeri sürekli ve belirgin bir biçimde arttırmaktır.

Bu doğrultuda tıp ve laboratuvar sektörlerinde öncü kuruluş olmayı hedefleyen şirketimiz; dinamikliği, güvenilirliği ve saygın kadrosuyla yurt içi ve yurt dışı yasal düzenlemelere uygun, müşterilerinin ve çalışanlarının memnuniyetini karşılayacak kalitede güvenilir satış ve servis hizmetlerini sunmayı esas almaktadır.

B. M. : Ürün ve ürün gruplarınız nelerdir? Hangi sektörlerde faaliyet göstermektesiniz?

Özgür İncekara: Bugün, gıda laboratuvarlarından kriminal laboratuvarlarına, maden laboratuvarlarından kimya laboratuvarlarına ve sağlığın birçok dalında hizmet veren laboratuvarlarına kadar uzanan çok geniş bir yelpazede ürün ve sistemlere sahip bir kuruluşuz.

Tıbbi sistemler ve cihazlarımız: Açık yataklar, anestezi sistemleri, defibrilatör cihazları, eforlu EKG sistemleri, EKG Holter, EEG, EKG, EKT, holter sistemleri, kuvözler, monitör sistemleri, şırınga pompaları, tansiyon holterler, teletıp ve e-sağlık bilgi sistemleri,

Laboratuvar cihaz ve sistemlerimiz: Biyolojik güvenlik ve temiz hava kabinleri, CO2 inkübatörleri, derin dondurucular ve soğutucular, endüstriyel fırınlar, sterilizatörler, mikroskoplar ve görüntüleme çözümleri, pipet uçları, tüpler ve plakalar, polarimetreler, renk ölçüm ve mukayese sistemleri, saf su sistemleri, santrifüjler, spektroskopi sistemleri, test kabinleri, vakum konsantratörleri vb.

Endüstriyel Sistemlerimiz: NDT, Optik Yüzey Metroloji, Metal Mikroskopları, İklimlendirme, Biyoreaktörler, Profilometre, vb.

Sağlık sektöründe olduğu kadar endüstriyi de içine alan tüm teknolojik gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Teknolojiye en büyük yatırımı yapan dünya lideri firmaların yüksek kalite standartlarında üretilen, yenilikçi, özel isteklere cevap verebilen sistem ve cihazlarını Türkiye’ye getirmenin yanı sıra, müşterilerinin ulusal ve uluslararası teknolojik koşullarda çeşitlilik gösteren ihtiyaç ve beklentilerinin üzerinde güvenilir ürünler sunuyoruz.

B. M. : Distribütörlüğünü yaptığınız firmaları anlatabilir misiniz?

Özgür İncekara:  İncekaralar firması 68 yıllık deneyimi ile sektörde lokomotif olma özelliğini sürdürmektedir.

Tıbbi cihaz sektöründe önemli değerler ortaya koyan 25’in üzerinde markanın temsilciliğini yürütürken, birçok firmanın da Türkiye pazarında yer almasına önayak olunmuştur. Avrupa, Amerika ve Japonya gibi teknolojide öncü ülkelerin değerli markaları ile Türkiye’de üstlendiğimiz önemli görevi devam ettirmekteyiz.

Medset Medizintechnik (Almanya), MIPM (Almanya) ile iş ortaklığını yürütürken, Amerika’da ise Mecta Corporation, Scottcare gibi önemli firmalar ile tıbbi çözümleri müşterilerimize sunmaya devam ediyoruz. Bunun yanında Japonya’da Atom Medical ve Nihon Kohden gibi sektöre farklı değerler kazandırmış, sunduğu kalite ile marka değerini her geçen yıl katlamakta olan firmaların ülkemizde öncülüğünü yapmaktayız.

Avrupa’da; Genano (Finlandiya), Biochrom (İngiltere), Eppendorf (Almanya), Hellma Group (Almanya), MMI Molecular Machines & Industries (İsviçre), Olympus (Almanya), Thermo Fisher Scientific (Almanya), Polytec (Almanya) ve Amerika’da 4D, Buehler, Digilab Genomic Solution, gibi firmalar ile uzun yıllardır iş ortaklıklarımız devam etmektedir.

B. M. : Satış sonrası sağladığınız teknik destekler nelerdir?

Özgür İncekara:  Satış sürecinde sunduğumuz kaliteyi satış sonrasında da müşterilerimiz için en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Katıldıkları yurt içi ve yurt dışı eğitimleriyle yüksek donanıma sahip servis ekibimiz ile müşterilerimize kusursuz bir hizmet vermeyi sürdürüyoruz.

Servis hizmetlerimizde müşteri memnuniyetini ön planda tutarak, hızlı çözümler üretiyoruz. Garantili olarak teslimatı yapılan cihazların ardından kurulum, eğitim, uzaktan yardım gibi konularda destek oluyoruz. Garanti kapsamı dışında cihazların sürekliliğinin sağlanabilmesi için bakım sözleşmeleri ile müşterilerimize İncekaralar güvencesini veriyoruz.

B. M. : Anahtar teslimi hastane projesini gerçekleştirmiş ilk firma olduğunuzu ve bu konudaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum ne dersiniz?

İncekaralar, 1970’li yılların başından itibaren dünya standartlarına sahip, anahtar teslimi komple hastane ve laboratuvar projelerinde danışmanlık hizmeti vermektedir.

Türkiye’de sağlık kurumlarının modernizasyonu ve çağdaş tıp teknolojisi ile donatılmasında etkin rol oynayan İncekaralar, Türkiye’de proje aşamasından işletme aşamasına kadar tüm safhaları kapsayan anahtar teslimi hastane projesini gerçekleştirebilen yüksek tecrübeye sahip bir firmadır.

B. M. : Proje yönetimi konusunda ne gibi hizmetler veriyorsunuz?

Modern proje yaklaşımı ile ilk aşamadan işletme aşamasına kadar, anahtar teslimi projelerin gerçekleştirilmesi, sağlığın birçok dalında hizmet veren hastanelerin ve farklı sektörlere yönelik Ar-Ge laboratuvarlarının modernizasyonu ve çağdaş teknolojiyle donatılması için a’dan z’ye kapsamlı bir hizmet sağlıyoruz.

Amacımız; Önde gelen lider firmalar ile proje ortaklıkları oluşturarak yeni sinerjiler yaratmak, bilgi birikimi ve deneyimlerimizi paylaşarak Türkiye’de dünya standartlarında hastane ve laboratuvarlar kurmaktır. İncekaralar’ın proje faaliyetleri, hastane ve her türlü Ar-Ge laboratuvarı konusunda yeni yatırımcılara yönelik, proje öncesi danışmanlık ve fizibilite çalışması ile birlikte, yatırım için gerekli donanım ihtiyaçlarının belirlenmesi, inşaat, montaj, aplikasyon, kullanıcı eğitimi, bakım ve servis de dâhil olmak üzere ihtiyaçların tek elden temin edilmesi, işletme danışmanlığı verilmesi, mevcut hastane, Ar-Ge ve kalite kontrol laboratuvarlarının modernizasyonu olarak sayılabilir.

İncekaralar, müşteri ihtiyaçlarını doğru belirleyerek, en uygun çözümlerle karşılamakta, uzun süreli iş ortaklığı yaklaşımı ile nitelikli ve eğitimli insan kaynakları sağlamakta ve müşteri ile ileri teknolojiye sahip dünya lideri firmaları buluşturmaktadır.

B. M. : Şirketinizin Kurumsal Sosyal Sorumluluk kampanyaları olduğunu biliyorum. Bunların neler olduğunu anlatabilir misiniz?

Türkiye’de ilk defa eğimli çatıda fotovoltaik güneş paneli uygulaması

Özgür İncekara: İncekaralar kuruluşu 68 yıldır “Her şeyimiz insan için” sloganı ile yoluna devam ediyor. Ticari faaliyetlerimizin yanında yürütmekte olduğumuz sosyal sorumluluk projelerimiz ile sektörde sağladığımız başarıları daha iyi bir toplum için, insanlarımız ile paylaşıyoruz.

Eğitime, çevreye, insan sağlığına ve spora sunduğumuz destek ile ülkemize katkı sağlıyor, gelecek için çalışmalarımızı güvenle sürdürüyoruz.

Toplumun temel taşının eğitim olduğuna inanıyoruz. Bu amaçla sosyal sorumluluk projelerimizin en önemli başlığı eğitim alanı oldu.

  • Nevşehir’de faaliyet göstermekte olan İncekaralar İlköğretim Okulu,
  • Hüseyin Avni İncekara Fen Lisesi,
  • Halil İncekara Öğrenci Yurdu
  • Hüseyin Avni İncekara Fen Lisesi Öğrenci Yurdu,
  • Geleneksel İncekaralar Kan Bağışı Kampanyaları
  • “Umut Maratonu” na 2003 yılından beri her yıl Destek Olma Çalışmaları                                                                                                                                hayata geçirdiğimiz projelerin başında gelmektedir. Türkiye’nin ilk kamusal yeşil binası olan Hüseyin Avni İncekara Fen Lisesi Yurdu, doğa ile dost malzemelerden inşa edilmiş, harcadığı elektriğin büyük bir bölümünü kendisi üretebilen, yağmur sularını toplayarak tekrar kullanımını sağlayan örnek bir doğa dostu proje olmuştur.

    Türkiye’de ilk defa eğimli çatıda yeşil çatı uygulaması

1994 yılından beri her yıl Mayıs aylarında tüm şirket arkadaşlarımız ile birlikte “Geleneksel İncekaralar Kan Bağışı” günü ile her yıl düzenli olarak Türk Kızılay’ına destek oluyoruz. Bununla da yetinmeyerek her faturamız ile Türk Kızılay’ına bağışta bulunuyoruz.

Kanser araştırmalarına destek sağlamak için, Kanada Büyükelçiliği ve Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu işbirliği ile Terry Fox’un başlattığı “Umut Maratonu” na 2003 yılından itibaren her yıl destek olmayı sürdürüyoruz.

Yağmur sularının ve kullanılan suyun arıtılarak çatıdaki canlı bitkilerin sulanması

Bazı hayırseverlik işlerini de sosyal sorumluluk çalışmalarıyla karıştırmadan yerine getiriyor ve her şeyin paylaştıkça daha da arttığına inanıyoruz. Her hareketimizde ‘ben’ demek yerine ‘biz’ demeyi tercih ediyoruz.

Ticari başarıları ile tanınmak şüphesiz her firma için gurur vericidir fakat ticari başarılar hem manevi duygularla taçlandırılmalı hem de sosyal sorumluluk çalışmaları ile topluma olan katkımız da sürdürülmelidir.

 

 

B. M. : Kendi Şirketlerinizdeki çalışmalarınızın yanında Meslek Örgütleri ve Sivil Toplum Kuruluşlarında da görev yapıyorsunuz Neden?

Özgür İncekara: Ülkemi ve insanlarını seviyorum. Bir taraftan iş ilişkilerimizi, sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi aramızda sürekli kritik ediyoruz. Ancak, diğer bir taraftan da ülkemizin daha iyi olması için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Bu nedenle anılan kuruluşlarda görev aldım. Sivil Toplum Kuruluşları ile yaptığımız çalışmaları da bir iş olarak kabul ediyorum. Örneğin bir üye, Yönetim Kurulu toplantısına gelmiyor. “İşim var.” diyor. “Bu, iş değil mi?” diye düşünüyorum. Bu durumu, gerek Sivil Toplum Kuruluşlarında gerekse iş âleminde sürekli olarak gözlemliyor ve üzülüyorum.

Ülkemiz kültür ve eğitim sisteminde ezbercilikten ve sorumluluk almamaktan kaynaklanan şeffaflık üzerine ciddi sıkıntılarımız var.  İş dünyasında yeterli şeffaflık yok. Bu durum hayatın her alanına; Vergiler, SGK ödemeleri, aile, iş ilişkileri ve insan ilişkilerine de yansıyor. Şeffaflık olmadığında güven olumsuz yönde etkileniyor.   

B. M. : Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Medikal Meclis Başkanlığı 12 yıldır sürdürüyorsunuz. Buradaki çalışmalarınızdan söz eder misiniz?

Özgür İncekara: TOBB Türkiye Medikal Meclisi olarak, öncelikli amacımız sektörümüzün çıkarlarını korumaktır.  Sektörümüz, ana hatları ile üretici, ithalatçı ve bayilerden oluşmakta. Meclisimiz çatısı altında bulunan farklı kulvardaki yatırımcıları ortak paydada buluşturarak, karşılaştığımız sorunları, ortak sorunlarımız olarak benimser, çözüm yolları için birlikte hareket ederiz.

İthal ürün ve ham maddelerin hâkim olduğu sektörde, döviz kuru ve ekonomik dalgalanmalar, yatırımcılarımızı olumsuz yönde etkilemekte. Sektöre doping etkisi yapan KKDF oranının %0’a indirilmesi, hak edilmiş olan destek ve önemin somut adımı olma özelliğini taşımakta, Sektörde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli yerli firmalar güç kaybederken, global firmalar sektörü domine etmektedir. Meclis olarak yerli firmaların gereken pazar payına sahip olması için var gücümüzle çalışmaktayız.

Sektörün faaliyetlerinin desteklenmesi ve gerekli bilgi birikiminin sağlanması amacı ile Tıbbi Cihazlar Kurumu gibi sektörümüze yönelik kurumların hayata geçirilmesi şüphesiz önemli adımlardan biri olmuştur.

Medikal Meclisimiz ile kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonun sağlanması ile ihale süreçlerinde kurumların ve firmaların karşılıklı çıkarları göz önünde bulundurulmalıdır.

Ülkemizde üretim, sarf malzemeleri ve hastane mobilyaları ağırlıklı olarak ilerlemekte, ileri teknoloji tıbbi cihazlarda dışa bağımlılığın önüne geçilememektedir. Bağımlılığın en aza indirgenmesi, teknolojik üretimin teşvik edilmesi Ar-Ge, kalifiye eleman ve üretim teşviki gibi konularda gerekli çalışmaların yapılması da meclisimiz görev ve hedefleri arasında yer almaktadır.

B. M. : Bizi Dünya’nın birçok Ülkesiyle güven unsur konusunda farklılaştıran nedir?

Özgür İncekara: Özellikle hem insani hem de ekonomik yönden gelişmiş ülkeler iş ilişkileri ve işbirliğine güvenerek başlıyorlar. Ülkemizdeyse tam tersi oluyor. Biz bir işe risk analizi yaparak başlıyoruz.

Örneğin Japonya’da hepimizin bildiği gibi halen sözle büyük ticaret yapılır. Uluslararası ilişkilerde mutlaka Doğu ve Batı kültürünü birbirinden ayırmak ve iş ilişkileri yaklaşımlarını ayrı ayrı incelemek gerekir. Doğu kültüründe önce güven ve birbirimizi tanımak sonra da iş esas amaçtır.

B. M. : Şirketiniz içerisinde iş ilişkisinin önemi ile ilgili düşünceniz nedir?

Özgür İncekara: Şirket içerisinde takımın birlikte çalışan değil, öncelikle birbirine güvenen insanlar olması gerektiğine inanıyorum.

Şirket çalışanlarımız düzenli olarak alıcılarla ve özellikle doktorlarla sürekli temas halindeler. Ürün satışında aslında birinci unsur kişi, ikinci unsur şirket, üçüncü unsur üründür. Dolayısıyla ekibin güven odaklı ve sürekliliği olan ilişkiler oluşturması çok önemlidir. İnsanın kariyerinde bir süre geçtikten sonra teknik bilginin %10, iyi ilişki ve Networking gücünün %90 önemi olduğuna inanıyorum.

B. M. : Uluslararası başarıda güven ve tanınırlık esastır. Siz bunu nasıl oluşturdunuz?

Özgür İncekara:  İş ilişkilerimizde referanslara hep önem verdik. Temsil ettiğim kuruluşun ismi ve tanınırlığı da bu ilişkilerde etkili oldu. Bizi hiç tanımayan yepyeni bir kuruluşla iş yapmak için görüşmelere başladığımda ben şahsen markaya yanaşıyorum. Fuarlarda ziyaret ediyor ya da tanışmak ve konuşmak için yazışıyorum. Yıllar içerisinde sektörde beni tanıyan ortak tanıdıklara soracaklarını biliyorum. İşte tam bu noktada, sosyal sermaye niteliğinde geçmişten bugüne oluşturduğum çevre etkili oluyor.

Sabırlı olacak kadar işlerinizin acele içerisinde olmaması gerekiyor, İnce ince kanaviçe işler gibi ağ oluşturmanız gerekiyor. Bazen de sektör dışındaki dostlarınızı devreye sokuyor ve tanışmanız böyle sağlanmış oluyor. Sadece kendinizin değil, yakın çevrenizin de nasıl iş yaptığını bilmeniz gerekiyor.

B. M. : Yönetici olarak, profesyonellere ve gençlere tavsiyeleriniz ne olur?

Özgür İncekara:  Sınırları bilerek ve anlayarak özellikle insanlarla ilgili meraklı olmalarını tavsiye ediyorum. Kim oldukları ve ne yaptıklarını merak edip küçük sohbetler yapmaları çok değerli bir alışkanlık. Çok değerli ve meşhur biriyle tanıştıklarında sakin olsunlar ve ilişki kurmaktan çekinmesinler. Tanışmış ve sohbet etmiş olmanın bile güven duygusu onlara yetecektir.

Birisiyle sohbetinizi iyi bir tatla bırakmışsanız, yıllar geçse bile kaldığınız yerden sohbetinize devam etme şansını yakalıyorsunuz. Yöneticiler yaşlanma endişesini bıraksınlar. Bugün iyi plan yapmak, azimli ve sabırlı olmak gerekiyor. Geleceği ilişkilerle tasarlamak her zamankinden daha önemlidir.

B. M. : Şirketinizde sizden sonrası nasıl şekillenecek, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Özgür İncekara:  Benim iki oğlum var. Şirkette olmak isterler ya da istemezler onu şimdiden bilemiyorum. Ancak; Çalıştığımız tedarikçiler ve iş ortaklarımızla olan ilişkileri bir sonraki kuşağın devir alması gerekiyor. Yani, yeni kuşağa sadece pozisyonlar atamak yetmiyor. Networkümü oğullarıma aktarmam ve onların da bu ilişkileri güven odaklı sürdürmesi gerekiyor. Yeni kuşağı bir yere kadar zorlayabilirsiniz sonrası bilinmez. Bir noktadan sonra içinde yaşadığınız ortamın ve kültürün de etkisi bu konuda karar vermelerini sağlayacaktır.

Ülke yararını merkeze koyup ondan sonra kendi çıkar ve faydalarımızı oluşturmak gerekiyor. Samimiyet ve şeffaflık her şeyin önünde gelmelidir. Yönetici olmak bir etiket işi değil, etik işidir.

Geçmişten günümüze, sağladığımız güven ve istikrar ile 2023 hedefleri doğrultusunda yurdumuzun merkezinden en ücra köşesine kadar varlığımızı her geçen gün arttırmayı planlıyoruz. 2023 yılına gelindiğinde ülkemiz nüfusunun 85 milyonu geçmesi bekleniyor.

Ülkemize ve vatandaşlarımıza hak ettikleri kaliteyi sunmak, dünya teknolojilerini yakından takip ederek son teknolojiyi ilk kullananlardan olmak için bu önemli görevi yerine getirmeye ben ve benden sonra şirketimiz yönetimine gelecekler ve çalışanlarımız şekillendireceklerdir.

Bekir Metin: Son olarak, sektöre ve kamuoyuna iletmek istediğiniz mesajınız var mı?

Özgür İncekara:  Oldukça dinamik bir sektörde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sektörün dinamizmine ayak uyduramayan firmalar ve kişiler bu süreçte çalışmalarını devam ettiremiyorlar. 68 yıllık geçmişimizin her kilometre taşı bizim için farklı bir tecrübedir.

Biz İncekaralar olarak, başarıya yürüyen bu yolda geçmişimizi unutmadan geleceğe yürüyoruz. Sektörümüzde yer alan firmalara en önemli tavsiyem, çağın ihtiyaçlarını iyi tespit etmeli, müşterinin taleplerine doğru cevabı sunmalı. Satış kadar satış sonrası hizmetleri ile sonsuz müşteri memnuniyeti sağlanmalıdır. Bir müşteri ilk kez kapınızı çalıyorsa bu bir başarı değildir, ikinci hatta üçüncü kez kapınızı çaldığında başarıdan söz etmek daha doğru olacaktır.

TOBB Medikal Meclis Başkanı olarak daha önce basın yayın kuruluşlarında dile getirdiğim hususları da kamuoyu ile paylaşmak isterim.

Medikal sanayinin ekonomiye katkısından öte ekonomik istikrarsızlığın medikal sektör üzerindeki etkisi üzerinde durmak daha doğru olacaktır. Son günlerde yaşanan olumsuzluklar, yabancı paralar karşısında değer kaybeden Türk Liramız, yüzde 85’i ithalat olan tıbbi cihaz sektörümüzü çıkmaza sokmaktadır. Hem Türkiye hem de sektör olarak baktığımız zaman şu andaki en büyük problemimiz, ekonomide yaşadığımız istikrarsızlıktır.

Rakamsal olarak sektörümüze bakacak olursak, 2018 yılı sonu itibariyle tıbbi cihaz ürün gruplarına ait toplam ithalatımız yaklaşık 2 milyar dolar iken toplam ihracat 400 milyon dolar seviyesindedir.  Dünya medikal sektöründe ihracat pastasındaki payımız yaklaşık yüzde 0,1 iken, ithalat alanındaki payımız ise yüzde 1 civarındadır.

Tıbbi Cihaz Sektör Temsilcileri Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’ yı Ziyaret etti. (Ankara, 26 Eylül 2019)

Türkiye’nin son yıllarda büyük ilerleme kaydettiği alanlardan biri olan ve kamu-özel sektör iş birliği modeli ile geliştirilen Şehir hastaneleri projelerinde, Türk tabanlı firmalarımız azınlıkta olup, dünyanın önde gelen büyük yabancı firmaları sektörün büyük bir kısmını paylaşmaktadır. Ciddi yatırımların yapıldığı bu projelerde, ulusal şirketlerin hak ettiği yeri bulamaması, ülke ekonomisini doğrudan etkilemektedir.

Sektörün gelişiminin desteklenmesi için Kamu İhale Kurumu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Hastaneler, Üniversiteler, İl Sağlık Müdürlükleri ile üreticinin dağıtım ağını oluşturan yerel ve uluslararası distribütörlerin birbirleri ile uyumlu politika ve uygulamalar yürütmesi TOBB Medikal Meclisi olarak beklentilerimiz arasındadır.

Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ödemelerindeki düşük fiyatlar, sektörün diğer bir önemli problemidir. Medikal cihaz temininde sorun yaşanmaması için fiyatların güncellenmesi acil bir konudur.

Tıbbi cihaz alımı hastanelerin gelir getiren kalemi olarak değerlendirilmeli ve fayda zarar analizi yapılarak öncelikler belirlenmelidir. Özellikle Üniversite alımları sonrasında 720 günü aşan ödemeler, daha çok maliyete yol açmaktadır. Tıbbi tedarik Üniversite Hastanelerinde yaşanan en büyük ciddi işletme sorunudur.  Ayrıca, son 9 aydır Sağlık Bakanlığı da ödemelerde gecikmeye düşmüştür.

Sonuç olarak sorunlara çözüm üretmek Devletimizin görevleri arasındadır.

Bu söyleşi ile hem şahsım ve şirketim, hem de görev yaptığım tüm kuruluşlar ve ülkem adına duygu ve düşüncelerimi paylaşma imkânı sağlayan ve uzun yıllar sağlık sektöründe hizmet veren değerli arkadaşım Bekir Metin’e çok teşekkür ederim.

Söyleşi: TOBB Türkiye Medikal Meclisi Başkanı Özgür İncekara ile Web Sitesi (www.healthworldnews.net) Genel Yayın Yönetmeni Bekir Metin  arasında yapılmış ve 18 Ekim 2019 tarihinde yayınlanmıştır.

Paylaş
COMMENTS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir